Güncel Ekonomi Dünya Teknoloji Yaşam
11-02-2012 11:00 tarihinde eklendi
Gönüllü Kölelik Düzeni: Kapitalizm
Gönüllü Kölelik Düzeni: Kapitalizm
İktisadın Gurusu sayılan, akademik hayatı boyunca yüzlerce makaleye imza atmış Yrd. Doç. Dr. Mustafa Özel, lüks ile kaliteli yaşamın birbirinden ayrıştırılması gerektiğini vurguluyor. Gönüllü kölelik sisteminin adının kapitalizm olduğunu dile getiren Özel, 'Kapitalizmde ihtiyaçlar da, onlara sahip olacak bireyler de "imal edilirler". Yani ürün ve hizmetlerden önce, ihtiyaç ve insan üretilir!

 

MERVE SENA KILIÇ - İŞ'İN SIRRI

 

Neden iktisat denilince aklımıza ilk olarak bankacılık, finans, borsa vs. geliyor?

Kapitalizm, simgeselin gerçek üzerindeki zaferidir. Bir nevi metafizik sistem! Bugün 200 ülke arasındaki her 1 dolarlık reel alışverişe karşılık, 100 dolardan fazla sanal ticaret yapılmaktadır. Balzac'ın İnsanlık Komedya'sında 19. yüzyılın Paris'ini yarım düzine bankacı parmağında oynatıyordu; 21. yüzyılın Parisleri de aynı durumdadır. "Finansal terör" çağındayız.

Reel ticaret-sanal ticaret sonucu oluşan finansal terör nasıl bir şey?

Reel ekonomide de ihtikâr yoluyla vurgun peşinde koşanlar vardır; fakat ihtikârın hem fiziksel hem de yasal bakımdan sınırları ve sıkıntıları vardır. Simgesel ekonomi ise spekülasyon ve manipülasyona son derece elverişlidir. Son iki yılda, küresel üretimin yarıdan fazlasını gerçekleştiren dünyanın en büyük iki ekonomisinin para birimleri olan Dolar ile Euro arasındaki parite 1.20 ile 1.50 arasında sürekli gidip geldi. Her yükseliş ve düşüşte milyonlarca küçük girişimci iflas etti. Bush haklı, küresel terör çağındayız. Fakat günümüzün teröristleri finans gökdelenlerinde oturuyorlar. Bilgisayarları, tahrip gücü en yüksek bombalardır! Bununla yüzleşip başa çıkmamız lazım. Sınırsız tüketim arzumuz devam ettikçe, bir kumarhaneye dönen küresel kapitalizmden şikâyet hakkımızı kaybederiz.

Teknoloji hayatımıza girdikçe tüketmek artık bir yaşam tarzı haline geldi. Peki, tüketicinin kimliğinde teknoloji neden ön plana çıktı?

Çağdaş insan tüketerek var olduğunu hisseden bir insandır. "Tüketiyorum, o halde varım!" Ama bu tüketim insanın gerçek ihtiyacı olan eşyayı değil, insana ihtiyaçmış gibi benimsetilen nesnelerin tüketilmesidir. Mesela reklamlar size 'bende bir şeyler eksik' duygusunu vermezse başarılı olamıyor. İnsanlar lüks bir kol saati, pahalı bir cep telefonu, marka bir eşarp sahibi olmadığı zaman kendini bir ağa girememiş, elit bir cemaatin parçası olamamış, aşağılarda kalmış, yarım kalmış hissediyor. Böyle olunca insanlara hiç bir gelir düzeyi yetmez hale geliyor.

İhtiyaçlar çoğu kez zaruretten doğmuyor mu?

Kapitalizm doğal bir sistem değildir. Kapitalizmde ihtiyaçlar da, onlara sahip olacak bireyler de "imal edilirler". Yani ürün ve hizmetlerden önce, ihtiyaç ve insan üretilir! Hiçbir büyük şirket, ürünlerinin tercih edilmesini meçhul tüketicilerin kaprislerine terk edemez. Ürünlerin tasarım ve imal aşamalarında, onu tüketecek kişileri de ruhen ve zihnen hazırlar. Tabii bunlara artık "kişi" diyebilirsek...

Statümüzü bindiğimiz otomobil ya da taktığımız kravat belirliyor. Bunları kabul etmeyen insan bulunduğu çevreden izole ediliyor. Peki ne olacak, Müslümanlar reklam yapmasın mı?

Bir işletmenin reklam yapmaması söz konusu olamaz. Mesele reklamın insana gerçeklik zeminini kaybettirmemesi ve ona inançlarına aykırı bir değer sistemi yüklememesidir. Bu iki şeyi bilinçli bir şekilde yapmayan reklamlar gayet meşrudur.

Nasıl yani?

Diyelim siz bir otomobil veya ayakkabı yaptınız, bunları en sağlam, en şık, en güzel otomobil veya ayakkabı diye topluma sunmanızda beis yok. Malınızı bu şekilde pazarlamanız son derece meşrudur. Ama 'Bu otomobil bir prestij simgesidir. Buna sahip olmayan o prestij düzeyine ulaşamaz!' derseniz, muhataplarınızın değer sistemiyle oynuyorsunuz demektir.

Müslüman bir insan nasıl prestij sahibi olabilir?

Bir Müslüman'ın prestiji yani itibarı imanından, takvasından, efendiliğinden, kısaca iyi bir etrafına faydalı bir insan olmasından gelir. Eğer itibarı kişinin huy ve davranışlarına değil de, sahip olduğu eşyaya bağlarsanız ve bunu saat başı televizyonlarınızdan ilan ederseniz, o toplumun değer sistemi bir iki nesil içinde değişir. Hiç fark etmeden! En güvenli otomobili almak hakkımızdır, bu bir ihtiyaçtır. Ama itibarımızı arttıracak bir otomobil olamaz!

Peki ya o bildik soru: "Biz bu ürünleri almasak, talep etmesek üretim olmayacak mı?"

Kapitalist sistem arz ve talebin kesiştiği bir sistem değildir. Kapitalist bir sistem arzın talebe boyun eğdirdiği bir sistemdir. Arz ortaya konur, talep edenlere de siz bunu arzu edeceksiniz dedirtir. Bu fiili bir durumdur, yani su akıyor mu acaba diye sormak tartışma konusu değildir ki. Hangimiz reklamları izleyip de onların etkisi altında kalmadan bağımsız tüketebiliyoruz? Mutlaka böyleleri vardır, milyonda bir.

Bağımsız özgür bir tüketici yok mudur?

İnsanlar bugün genelde özgür olmalarıyla, kimseye kul köle olmamalarıyla övünürler. Bunların hepsi birer efsaneden ibarettir. Çağdaş insan reklamcıların elinde oyuncak olan, hiçbir seçimini gerçekte özgür olarak yapmayan, başkalarından farklı olmak değil bir şebekeye dâhil olup "bende sizdenim!" diyebilmek için can atan bir varlıktır. Kapitalizm bu yüzden ayakta duruyor.

 

KAPİTALİZM GÖNÜLLÜ KÖLELİK SİSTEMİDİR!

Modern insan sürekli borçlanan bir varlık mıdır?

Bankaların bu kadar çok kredi vermesini de buna bağlayabiliriz. İnsan sürekli bir ihtiyacı olduğunu düşünüp kredi alıyor. Borcunu ödemek için de bir ömür boyu çalışmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla kendisini özgür bir şekilde köleleştiren insandır. Kapitalizm gönüllü kölelik sistemidir ve kendimizi bile isteye bu hale getiriyoruz. Akıllı insanlar tek tek aptallık yapmazlar, fakat kolektif aptallığa bayılırlar.

Kapitalizm sürü psikolojisini fazlaca kullanıyor o halde..

Bir insan tek başına rasyonel olmayan bir iş yapmaz. Ama hepimiz topluca aldanmaya can atarız. İnsanoğlunun bu özelliği var 'Benzemek istediklerimiz yapıyor, o halde biz de yapmalıyız!'. Reklamcılar da bunu kullanır ve bizi toplu tüketim çılgınlığına alıştırırlar. Maliyeti 20 TL olan ayakkabı diyelim 30 TL'ye satılsa iyidir, fakat onu bize 330 TL'ye bir marka altında satıyorlar. Bunu biliyoruz ama o sürüye dâhil olmak için de onu satın alıyoruz. Bu parayı kazanabilmek için de 15 gün fazla çalışmayı göze alıyoruz. İşte bu, bile isteye kendini köleleştirmektir.

Markanın aslı fark yaratabilmek, onlardan ayrışmaktır değil mi?

Bir kısmından ayrışıyor, bir kısmıyla benzeşiyorsunuz. Keşke ayrışıp gerçek anlamda insani fark oluşturabilsek! Çünkü gerçek anlamda ayrışanlar özgürdür. Burada ben tasavvufun pozitif bir rol oynamasını beklerken, tekkelerde modalar daha hakim gözüküyor. Şıklığı eleştirmiyorum, insanın kendisini temiz ve güzel göstermesi dinin de bir vecibesidir. Ama şıklığa ancak İtalyan ya da Fransız modacıların geliştirdiği marka ürünlerle ulaşabileceğimizi düşünüyorsak, kendimizi buna şartlamışsak, maneviyat elimizden kaçıp gider. Tekrar ediyorum, kimi insanlar iyi giyinmeyi, kaliteyi gayr-i meşru görmektedirler, bu da doğru değil. Para kazanan, zenginleşen bir insan daha iyi bir araba, daha iyi bir ev sahibi olabilir. Ama moda ya da marka dediğimiz şey bir tabu sistemidir. Kendimizi, tıpkı Cahiliye putları gibi, kendi yaptığımız (bizim için tasarlanmış) bir puta teslim ediyoruz...

 

Yeni Şafak

Röportajın son bölümü için tıklayın

Paylaşım
Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
Tefeciler laikliği niye savunurlar? 17-5-2012 tarihinde eklendi
Sistemin adı Kapitalizm değil Yahudiliktir 1-5-2012 tarihinde eklendi
Libya'da Dünya nasıl aldatıldı? 15-4-2012 tarihinde eklendi
Türkiye'nin 2023 hedefleri 12-4-2012 tarihinde eklendi
Türkiye'nin ithal paraları 17-3-2012 tarihinde eklendi
Bankalardaki para kimin? 14-3-2012 tarihinde eklendi
Merkez Bankamız kimin? 14-3-2012 tarihinde eklendi
''Lira'' neyi ölçer? 3-3-2012 tarihinde eklendi
Ekonomi bilimi kimlere hizmet ediyor? 2-3-2012 tarihinde eklendi
Bankacılığın patronundan itiraf 23-2-2012 tarihinde eklendi
SICAK GÜNDEM
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bankalar ve Örümcekler
Kodlama : Networkbil.net