Güncel Ekonomi Dünya Teknoloji Yaşam
08-01-2012 08:42 tarihinde eklendi
Kuantum ''felsefesi'' mi ''dini'' mi?
Kuantum ''felsefesi'' mi ''dini'' mi?
Sandra Anne Taylor dünyanın en çok satan Kuantum felsefesi yazarlarından bir tanesi. Ben de kendisinin ’28 günde Kuantum’ adlı eserini okudum ve bu felsefe hakkında (en azından Sandra’ya göre) bir yorum yapma fırsatı buldum.

Arif HAŞİROĞLU - İstanbul

 

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Dünyada hiç bir şey katıksız kötü değildir. Her kötü diye nitelediğimizin mutlaka iyi yanları vardır. Ama unutmamak gerekir ki, 99 doğruyu söyleyip araya öyle bir yanlış sokarsınız ki bu sizi mahveder. Örneğin, arabanın her türlü aksamını doğru yapıp, sadece freninde hata yaparsanız sürücünün ölümüne yol açabilirsiniz. İnancı kapsayan konular da böyledir. Bir sapma sizi hedeflerinizden çok çok uzaklara götürebilir.

Belki bir litre suya birazcık toz karışması bir zarar vermeyebilir ama bir damla mürekkep bütün suyu karartabilir. Bu yüzden biz de Kuantum felsefesini masaya yatırdık.

 

Önce iyi yönlerinden biraz bahsetmek gerekiyor. Bu felsefe, hayatın hep iyi yanlarını görmeyi öğütlüyor. Bu kesinlikle doğru bir yaklaşım hayata. Hz. İsa havarileri ile bir köpek leşinin önünden geçerken havariler kötü kokudan burunlarını kapatırken, Hz. İsa ise köpeğin ne güzel de dişleri varmış demişti.

Başımıza gelen musibetlerde bile iyiyi görmeye çalışmalı ve daha kötüsü de olabilirdi diyerek hatta mutlu olmalıyız. Kuantum felsefesi bunun gibi daha bir çok güzel davranışı barındırmakta. Lakin, daha öncede belirttiğimiz gibi, 1 litre saf ve temiz suya bir damla mürekkep düşse bütün suyu karartacağı gibi bu felsefenin insan hayatını karartacak yönlerini keşfettiğim kadarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Bencil, Kibirli İnsan Yaratmak

 

Yazar, okuyucularına şu telkinleri kendi kendilerine tekrar tekrar sabah, akşam söylemeleri gerektiğini tavsiye ediyor:

‘’Harika, değerli bir insanım. Zenginliği, bolluğu ve gerçek mutluluğu hak ediyorum.’’

''Olduğum halimle her anlamda güzellikleri hak ediyorum.''

''Ben Tanrı'nın sevgili kuluyum.''

 

Buna kendine beğenmişlik, kibir deniyor. Bu inançta olan insanın egosu kabardıkça kabarır.

 

Kuran ise bu her şeyi hak ettiğini düşünen insana şöyle hitap ediyor:

Ama başına bir bela geldikten sonra kendisine rahmetimizden tattırırsak, emin bir şekilde "Bu zaten benim hakkımdır!" der; ve devam eder, "Son Saat'in geleceğini de sanmıyorum: ama eğer (gelirse ve) ben Rabbime döndürülürsem, O'nun katında beni mutlak bir güzellik bekler! Fakat hakikati inkara şartlanmış olanlara (Hesap Günü) yaptıkları her şeyi apaçık gösterecek ve onlara (bu şekilde) şiddetli bir azap tattıracağız." (Fussilet 50)

 

İslami inançta, insan kendinin, bilgisinin ne kadar değersiz olduğunu bildikçe değerlenir. Sokrates de zamanında bunu yapmıştır. Egosu kabarmış insanlara aslında 0’a yakın bir bilgileri olduğunu kısacası cahil olduklarını göstermiştir.

İnsanın kendini ‘ben harikayım, herşeyi hakediyorum, kendimi seviyorum, kendime minnetarım, kendimin en iyi dostu ve destekçisiyim’ tanımlaması bir tanrılık iddiasıdır.

Halbuki islami inançta insan bu cümleleri kendisi için kullanmaz ve şöyle der: ‘Allah’a minnetarım, Allah en iyi dost ve destekçidir, Allah harikadır, Allah’ı seviyorum’gibi... Kuantum felsefesinde 'ben' lerin yerini İslam'da 'Allah' alır. Ben yok olur, bir O kalır.

Umarım bu felsefenin basit bir ‘kendini mutlu hissetme metodundan’ öte alternatif bir din olduğu anlaşılıyordur.

 

Panteizm ve Kuantum

Kitapta evren ve tanrı beraber kullanılıyor, hatta birbirinin yerine. Evren bir bakıma tanrılaştırılıyor ki bu bir şirk türüdür(Yaratıcının birliğine ve O’nun sıfatlarına ortak koşma).. Eskiden, güneşe, aya, yıldızlara tapan insanlar vardı. Modern dünyada ise tapılan astronomik kavram güneşi, ayı, yıldızları barındıran 'evren olmuş oldu. İnsan, geçmişten bugüne güneşi, ayı yakından tanıma fırsatı bulduğundan onların tanrı olmadığını anladı ve tüm eski tanrılarının içinde bulunduğu ama henüz 'açıklayamadığı' 'tam olarak kavrayamadığı' evrene yöneldi. Panteizm inancında da evren ile tanrı aynıdır.

Unutmamak gerekir ki, şirk dediğimiz inançtaki insanlar, Allah yani bir yaratıcının olduğuna inanırlar fakat bu Yaratıcının yardımcıları olduğu kanaatindedirler. Bu yardımcılar kimi zaman fırtına, yağmur gibi tabiat hadiselerinde, kimi zaman ise aşk, arkadaşlık gibi duyguların yaşanmasında tanrılık görevi üstlenirler. Kuantum felsefesinde de tek tanrı olan Allah’ın yanındaki yardımcının adı Evren.

 ‘La havle vela kuvvete illah billah’ diyen biri Allah’tan başka güç ve hareket kaynağı olmadığını dile getirmiş olur.. Yani her güç ve hareket Allah kaynaklıdır. O vermezse, ne evrenin ne de insanın herhangi bir gücü vardır. Ama kitapta, evrenin insanın ihtiyaçlarını karşıladığı iddia edilip, okuyucuya aldatıcı bir tanrı bilinci veriliyor. Kitap batıl inancı insana şu olumlama ile aşılıyor: ''Gücün bende olduğunu aklımdan çıkarmıyorum.''

 

Tanrı-İnsan, New Age (Modern Çağ) dini

Ayrıca kitaba, insanın ilahi bir kimliğe sahip olduğu ve Tanrı’nın çocuğu olduğu gibi kavramlar sıkıştırılmış. Bu da günümüzde New-Age adıyla insanlara pompalanan bir inanç. Tanrı içimizde, biz O’nun bir parçasıyız gibi bir inanç insanı tanrılaştırmaktan başka birşey değildir. Kuran’da ise tek tanrı olan Allah’ın Samed olduğu bildirilir. Yani hiçbir şey O’na eklenemez ve ya çıkartılamaz. Allah’ın parçası demek insanı Allah (haşa) laştırmaktır ki bu sapkın bir fikirdir.

 

İnsanın kendini tanrılaştırdığı bu felsefedeki ibadeti ise insan kendine yapıyor. İşte Sandra A. Taylor’un kaleminden Kuantum ibadetleri:

 

‘Kendinizi sevdiğinizi her gün olumlayın.’

‘Her fırsatta kendimi, becerilerimi, gücümü ve mutluluğumu olumlayacağım.’

‘ Kendimi daha fazla düşünüyorum.’

 

Bir müslümana ise, Allah’ı ve O’nun güzelliklerini sürekli hatırlaması yani ‘ALLAH’ı olumlaması tavsiye edilir. Ama Kuantum felsefesinde sürekli anılan insanın kendisidir.

 

Tasavvufta, insan O’nu o kadar çok anarki, bir noktada artık kendini unutur. Buna ‘fenafillah’ denmektedir. Halbuki, Ann Taylor’un Kuantum felsefesi, insanı kendinle meşgul tutar.

 

Günahsız bir inanç sistemi Satanizm ve Kuantum felsefesi

 

 ‘Kendinizi ayıplamaktan vazgeçin’

‘Kendinizi eleştirmeyi ve suçlamayı kesinlikle reddetmelisiniz’

 

Anne Taylor’a göre, insan geçmişini bırakmalı, hatta hiç düşünmemeli, tüm hatalarını  görmezlikten gelmeli. Sonuçları ne olursa olsun insan, kendi bildiği ve mutluluk verecek şeyleri yapmalı. Kuantum felsefesinin bu tarafı da satanizmden ödünç aldığı görülmekte.

 

Satanizm, günahları zevk veren şeyler olarak görür ve insanın mutluluğunun bu günah denen zevkleri tatmasından geçtiğine inanır. Kuantum felsefesinde de insanın mutlu ve neşeli olması hayatının gayesi olduğundan 'günah' kavramı yer almıyor.

 

En vahim nokta: İnsanı nihai hedefinden saptırmak

 

İnsan bu dünyada ıstıraptadır çünkü  en gerçek, en iyi dostu O’landan ayrıdır, uzaktır. Ayrılığın sebebi ise bu dünyadaki aşağı arzularıdır. Dünyevi arzular insana O’nu unutturabilir.

 

Bu dünya insanın gerçek mekanı değildir. Bir duraktır. Dünya hayatına mutlu olmaya, keyif yapmaya gelmemiştir insan. İnsan terleyecek, dişini bazen kırılacak derecede sıkacak, musibetler karşısında sabır edecek, zorluklara göğüs gerecek, dünya ona karşı gelse de o yine Hakk'ı savunacak ve bu uğurda acı çekmeye, aşağılanmaya razı gelecek. Ne kadar zulüm görürse görsün amaçlarından sapmayacak

 

Çünkü insanın esas hedefi, ölümü tattıktan sonraki yaşamdır, orada Sevgilisine, Dostuna vücut perdesinin yokluğunda yakın olmaktır. Bu dünya ise sadece bir araçtır insanı nihai hedefine götüren. Lakin, Kuantum felsefesi insanın rotasını tamamen bu dünyaya çeviriyor ve cenneti bu dünyaya getirme vaadi veriyor. Halbuki, Muhammed peygamberin dediği gibi bu dünya inananın cehennemi, inanmayan vurdumduymazların ise cennetidir.

 

 

Bunlar şahsi fikirlerimdir, Bankalar ve Örümcekler ailesini bağlamaz. Lakin ben bulunduğum kattan gördüklerimi sizinle paylaşmak ve uyarmak istedim. Gerisi size kalmış.

Paylaşım
Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
Özbek kadınlar zorla kısırlaştırılıyor 12-4-2012 tarihinde eklendi
Türkiye'nin ilk eşek sütü üretim merkezi geliyor 24-2-2012 tarihinde eklendi
IDO'da neler oluyor? 23-2-2012 tarihinde eklendi
Site yaşamı hayatımızı nasıl etkileyecek? 11-2-2012 tarihinde eklendi
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Kadın-Erkek eşit değil, farklıdır 20-1-2012 tarihinde eklendi
Sultan Murat Han'ın rüyası 20-1-2012 tarihinde eklendi
Doktor uyarısı: Yoğurdunuzu evde yapın 14-1-2012 tarihinde eklendi
Kuantum ''felsefesi'' mi ''dini'' mi? 8-1-2012 tarihinde eklendi
Rockefeller Ailesi ve Hayvanlarla Cinsel İlişki 3-1-2012 tarihinde eklendi
Arı peteği konuşuyor, duyan var mı? 31-12-2011 tarihinde eklendi
SICAK GÜNDEM
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Bankalar ve Örümcekler
Kodlama : Networkbil.net