14 Ocak 1850'de Fransa'da doğdu. Fransız Deniz Kuvvetleri'ne subay olarak girdi. Görevi gereği dünyanın dört bir yanını dolaştı. Kim olduğu hiçbir zaman tam olarak bilinemedi. Fransa'daki çevresine göre ''Dudaklarına kırmızı ruj ile boyayan, yanaklarına pembe pudra süren, kirpiklerini düzelten, gözlerine sürme çeken' bir sapkındı.
Kendi aslı kimliğini gizler, sürekli kılık değiştirerek gezerdi.
Gittiği her ülkede o bölgenin giysilerini giyer, o yörenin insanıymış gibi tebdili kıyafet yaşardı.
Görevi gereği yolu İstanbul'a düştü. Beyoğlu'na Fransız edebiyatçısı kimliğiyle yerleşti. Sonra bir gün Eyüp'e yerleşmeye karar verdi ve en ilginç kıyafetlerinden birine burada girdi.
Çünkü Eyüp'te adı artık Pierre Loti değil, Arif Efendi'ydi. Uzun süre Arif Efendi adıyla ve müslüman kimliğiyle burada yaşadı. Kitaplarında 'Müslüman Arif Efendi adıyla Eyüp'teki Müslüman ahaliyi nasıl kandırdığını alay ederek'' anlattı.
Adam bu! Dudaklarına ruj süren bir sapkın...Her limanda metres tutan bir ahlaksız..Kılıktan kılığa giren bir ajan..
Türk dostu diye adı tepeye verilmiş, Piyer Loti Tepesi olmuş.
Bir ara ''Eyüp Tepesi'' olarak değiştirilse mi acaba diyenler çıktı.
Hem de çok cılız seslerle.
İnanılmaz fırtınalar koptu.
Mustafa Yılmaz'ın 'Dul Kadının Oğulları' kitabından alıntıdır.